Tarih: 16.01.2026 22:40

Suriye Türkmenlerinin Anayasal Tanınması: Ulusal Birliğin, Adaletin ve Eşit Vatandaşlığın Vazgeçilmez Temeli.!

Facebook Twitter Linked-in

Bu nedenle, belirli bir etnik bileşene hukuki veya kültürel ayrıcalıklar tanınırken diğerlerinin dışarıda bırakılması, hukuk önünde eşitlik ilkesinde yapısal bir dengesizlik yaratır ve niyet ne olursa olsun, diğer bileşenlerde dışlanmışlık ve marjinalleşme duygusunu besler.

Çeşitliliğin yönetimi konusunda anayasal literatürde kabul gören iki temel yaklaşım vardır:
1. Tüm etnik bileşenlerin, ulusal ve kapsayıcı bir çerçeve içinde dengeli biçimde tanınması ve kültürel, dilsel ve sosyal haklarının eşit şekilde güvence altına alınması,
2. Ya da etnik ayrım yapmayan, hiçbir bileşene özel hukuki statü tanımayan soyut yurttaşlık yaklaşımının benimsenmesi.

Bu iki modelin seçmeci ve parçalı biçimde bir arada uygulanması, yapısal bir kusur oluşturur; toplumsal gerilimlere zemin hazırlar ve devlet ile vatandaş arasındaki güveni zedeler.

Bu bağlamda Suriye Türkmenleri, son derece anlamlı bir örnek teşkil etmektedir. Türkmenler, tarih boyunca Suriye'nin birliği ve egemenliği uğruna büyük fedakârlıklar yapmış, devletin inşasına katkıda bulunmuş ve toplumsal dokunun korunmasında aktif rol almıştır. Buna karşın, kültürel, dilsel ve siyasi hakları hiçbir zaman bir baskı aracı ya da pazarlık unsuru olarak gündeme getirilmemiştir. Bu durum, aidiyet eksikliğini değil, aksine ulusal devlet fikrine derin bağlılığı yansıtmaktadır. Ancak aynı zamanda, tanıma ve adalet yaklaşımındaki bir dengesizliği de açıkça ortaya koymaktadır.

İstikrar ve birlik üretmesi amaçlanan her türlü yasa veya kararname, seçicilikten değil, katılımcı adalet ilkesinden hareket etmelidir. Çeşitlilik, ayrıştırıcı bir unsur olarak değil, ulusal birleştirici bir değer olarak ele alınmalıdır. Güçlü bir devlet, bir bileşeni diğerine tercih ederek değil; egemenlik çerçevesi içinde tüm vatandaşlarına eşitlik, onur ve dengeli tanıma sağlayarak inşa edilir.

Bu nedenle, hukuki ve anayasal bir zorunluluk olarak, Suriye Türkmenlerinin etnik/kolektif haklarının, diğer etnik bileşenler gibi, kararname metnine açık ve net biçimde eklenmesi gerekmektedir. Bu, yurttaşlar arasında eşitlik ilkesine uygun olduğu gibi, Suriye'nin çok etnili yapısının da doğru bir yansımasıdır.

Türkmenlerin ulusal yaşamın tüm alanlarında anılmaması ve görünmez kılınması, onların Suriye devletinin tarihsel ve toplumsal bir parçası olduğu gerçeğiyle bağdaşmayan, gerekçelendirilemez bir yasal eksikliktir. Özellikle Türkmenlerin hiçbir zaman devlet dışı bir pozisyon almadıkları, taleplerini ayrılıkçı ya da şantajcı bir zeminde dile getirmedikleri; aksine Suriye'nin birliği ve egemenliği yönündeki tutumlarını sürekli korudukları dikkate alındığında, bu eksiklik daha da belirgin hale gelmektedir.

Türkmen haklarının, diğer etnik gruplar gibi tanınması özel imtiyazlar talep etmek anlamına gelmemektedir. Aksine bu adım:
• Ulusal çerçeve içinde kültürel ve dilsel hakların güvence altına alınmasını,
• Tüm bileşenler arasında tanıma adaletinin tesis edilmesini,
• Ayrımcılık ve dışlama olmaksızın devlet–vatandaş güveninin güçlendirilmesini amaçlamaktadır.

Dolayısıyla metin ya Suriye'deki tüm etnik bileşenleri kapsayıcı olmalı, ya da hiçbirine özel atıf yapmayan soyut yurttaşlık ilkesine bağlı kalmalıdır. Seçmeci yaklaşım, metni hukuken zayıflatır ve ulusal devletin temel ilkeleriyle çelişen dışlayıcı anlamlar yükler.

Suriye Türkmenlerinin etnik kimliği ve haklarının anayasal olarak tanınması, dar bir grup talebi değil; Suriye'nin birliğini güçlendiren, toplumsal dokusunu koruyan ve devletin tüm bileşenlere eşit mesafede durduğunu teyit eden ulusal bir haktır.

#Cumhurbaşkanlığı_Kararnamesi
#Suriye_Türkmenlerinin_Hakları
#Türkmenler_Ulusal_Bir_Bileşendir
#Türkmenlerin_Anayasal_Tanınması
#Eşit_Yurttaşlık
#Suriye_Tüm_Evlatlarınındır
#Dışlamaya_Hayır
#Suriye'nin_Birliği
#Anayasal_Adalet




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —