Tarih bize şunu öğretir;
Böyle dönemler sıradan değildir. Dünya düzeni zaman zaman kırılır, dengeler bozulur ve güçler el değiştirir.
Fakat hiçbir güç ebedî değildir.
Geçmiş bunun sayısız örneğiyle doludur.
Bir dönem Avrupa’yı kasıp kavuran ideolojiler çökmüş, yenilmez denilen ordular dağılmıştır.
Adolf Hitler’in kurduğu düzen kısa sürede yıkılmış; ardından dünya iki kutuplu bir dengeye sürüklenmiştir.
Soğuk Savaş boyunca süper güç olarak anılan Sovyetler Birliği dağılmış, kalıcı olacağı düşünülen yapılar çözülmüştür.
Japonya, İkinci Dünya Savaşı’nda ağır bir yıkım yaşamış; fakat askeri hırsla değil, kurumsal akıl ve ekonomik disiplinle yeniden ayağa kalkmıştır.
Bu örnekler bize şunu gösterir;
Askerî güç tek başına kalıcı üstünlük sağlamaz. Büyük devletlerin uzak coğrafyalarda yürüttüğü operasyonlar kısa vadeli sonuçlar doğurabilir; ancak uzun vadede siyasi ve ahlaki maliyetler üretir.
Güç, hukuka dayanmazsa aşınır. Adaletle tahkim edilmediğinde çözülür. Tarih şahittir; Hiçbir güç baki kalmamıştır. Meydanlarda kazanılan zaferler, eğer devlet aklı ile kurumlaştırılmazsa zamanla anlamını yitirir.
Gerçek kalıcılık, silahın gölgesinde değil; aklın istikametinde saklıdır.
Ankara Savaşı’nda Yıldırım Bayezid mağlup olmuş ve Timur’a esir düşmüştür. O gün için güç Timur’un eline geçmiştir. Ancak tarih uzun vadeli hükmünü vermiştir. Timur’un siyasi düzeni kısa sürede çözülmüş; Osmanlı Devleti fetret devrini aşarak yeniden toparlanmış ve asırlarca sürecek bir imparatorluk hâline gelmiştir.
Bu sürekliliğin arkasında yalnızca askerî kuvvet değil; devlet aklı vardır.
Dünyanın dengeleri bozulabilir. Güçler el değiştirebilir. İttifaklar dağılabilir.
Fakat köklü bir devlet geleneğine sahip milletler tarih sahnesinden silinmez.
Çünkü devlet aklı; sabrı, stratejiyi ve adaleti birlikte taşır.
Türk milleti tarih boyunca nice kırılmalar yaşamış, yıkılmış, dağılmış; fakat her defasında yeniden toparlanmıştır.
Bu sürekliliğin temelinde hamaset değil; kurum üretme kabiliyeti, krizden çıkma iradesi ve yeniden inşa refleksi vardır.
Bugün mesele yüksek sesle konuşmak değil; Devlet aklını diri tutmaktır.
Dengeler değişir. Güçler erir, Devlet aklı olan Milletler yerini yeniden alır.
Çünkü kalıcı olan güç değil, akıldır.
ESEN KALINIZ
Evet 291 Kişi
Hayır 10 Kişi