2026 yılının Şubat ayında ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Güney Kafkasya turu, bölgenin küresel siyasetteki artan stratejik ağırlığını bir kez daha tescillemiş bulunmaktadır. Ziyaret kapsamında ABD; Ermenistan ve Azerbaycan ile enerji, güvenlik ve teknoloji alanlarında iş birliğini derinleştiren bir dizi anlaşmaya imza atmıştır. Bu belgeler arasında enerji altyapılarının modernizasyonu, dijital güvenlik üzerine ortak platformlar ve bölgesel ulaşım koridorlarının ABD yatırımlarıyla genişletilmesi stratejik bir yer tutmaktadır. Washington, bu ziyaretle bölgenin gelecekteki ekonomik entegrasyonu için temel bir platform olarak TRIPP (Trump Route for International Peace and Prosperity) girişimini kamuoyuna sunmuştur.
TRIPP: Ekonomik Refahın Yeni Yol Haritası
TRIPP projesi, Güney Kafkasya’yı Avrupa ve Asya arasında yeni bir ulaşım ve enerji köprüsüne dönüştürmeyi hedeflemektedir. Projenin ilk aşamasında; Zengezur koridoru çevresinde alternatif güzergahların oluşturulması, Azerbaycan–Ermenistan–Türkiye hattı üzerinden multimodal lojistik ağlarının genişletilmesi ve Hazar Havzası enerji kaynaklarının Avrupa pazarlarına arzının çeşitlendirilmesi öngörülmektedir.
Analitik Not: TRIPP, aynı zamanda ABD’nin bölgedeki Rusya ve İran nüfuzunu dengeleme stratejisinin kritik bir sütunu olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu sürecin bölgesel jeopolitik yapıyı ne ölçüde kökten değiştireceği sorusu şimdilik bir öngörü düzeyinde kalmaktadır. Bununla birlikte, TRIPP güzergahlarının Çin’in “Kuşak ve Yol” girişimiyle kesişmesi, gelecekte rekabet ve iş birliği unsurlarını paralel bir düzlemde var edebilecek bir potansiyele sahiptir.
ABD Aktivizmi ve Avrupa’nın Rolü: Dönüşen Bir Denklem
ABD’nin bölgede artan etkinliği, Avrupa Birliği’nin (AB) Güney Kafkasya’daki konumu üzerindeki tartışmaları alevlendirmiştir. AB, son yıllarda bölgede temel olarak diplomatik arabuluculuk, ekonomik yardımlar ve kurumsal entegrasyon mekanizmaları üzerinden nüfuz kurmaya çalışmıştır. Mevcut konjonktürde ise iki farklı model belirginleşmektedir:
ABD Modeli: Güvenlik garantileri, doğrudan sermaye girişi, hızlı karar mekanizmaları ve teknolojik tərəfdaşlık.
AB Modeli: Normatif etki, uzun vadeli mali araçlar, düzenleyici çerçeveler ve kurumsal istikrar.
Bu bağlamda, Avrupa’nın bölgeden tamamen dışlanmasından ziyade, rolünün bir transformasyon geçirmesi ihtimali daha gerçekçi görünmektedir. AB'nin Şərq Tərəfdaşlığı programları ve enerji geçişi projeleri, bölgenin ekonomik dayanıklılığı açısından önemini korumaya devam etmektedir.
Bölgesel Aktörlerin Konumlanışı
Azerbaycan: TRIPP girişimini, kendi transit ve lojistik imkanlarını maksimize etmek adına stratejik bir fırsat olarak değerlendirmektedir. Enerji altyapılarının modernizasyonu ve siber güvenlik alanında ABD ile iş birliği Bakü’nün çıkarlarıyla örtüşmektedir.
Ermenistan: Washington’ın arabuluculuğunu, güvenlik mimarisini çeşitlendirmek ve bölgesel izolasyondan kurtulmak adına kritik bir adım olarak görmektedir.
Türkiye: Projeyi kendi "Orta Koridor" stratejisinin tamamlayıcısı olarak görmekte ve ABD ile bölgesel koordinasyonu artırmaya yönelik bir eğilim sergilemektedir.
Gürcistan: Ziyaret takviminde doğrudan yer almaması bir soru işareti yaratsa da, Washington’ın Tiflis’i Karadeniz güvenlik mimarisi kapsamında müstakil bir hat üzerinden değerlendirmesi daha makul bir izah olarak öne çıkmaktadır.
Enerji ve Lojistik: Yeni Rekabet Sahası
Avrupa için Hazar enerji kaynakları stratejik önemini korurken, TRIPP gibi girişimler ABD merkezli şirketlere bölgedeki projelerde kritik bir rol verebilir. Ancak bu noktada belirli kısıtlar mevcuttur: Bölgesel projelerin katılımcı ülkelerin egemenlik hakları çerçevesinde kalması ve bu projelerin genellikle uluslararası konsorsiyumlar formatında yürütülmesi, ABD’nin "mutlak kontrol" kuracağı iddialarını şimdilik bir ihtimal düzeyinde tutmaktadır. Azerbaycan-Türkiye hattı, Güney Gaz Koridoru ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolu gibi mevcut altyapılar, TRIPP’in genişlemesi için doğal bir zemin teşkil etmektedir.
Gelecek Perspektifi ve Senaryolar
Mevcut eğilimler, bölgede şu değişimlerin yaşanabileceğine dair işaretler sunmaktadır:
Moderasyonun Tekleşmesi: Washington, bölgedeki barış sürecinde ana moderatörlerden biri haline gelmektedir.
Rus Etkisinin Dönüşümü: Moskova dominant pozisyonunu kaybetse de, nüfuz alanlarını korumaya yönelik reflekslerini sürdürmektedir.
Teknolojik Entegrasyon: Nükleer enerji, dijital altyapı ve yapay zeka alanlarında ABD-Kafkasya tərəfdaşlığı yeni bir boyut kazanmaktadır.
Sonuç
ABD’nin Güney Kafkasya’daki aktivizmi, Washington’ın artık sadece bir gözlemci değil, aktif bir oyun kurucu olduğunu kanıtlar niteliktedir. Ancak Çin, Türkiye ve Rusya faktörleri, bölgenin çok kutuplu karakterini korumasını zorunlu kılmaktadır.
Güney Kafkasya artık sadece bir geçiş güzergahı değil, büyük güçlerin stratejik bir rekabet laboratuvarı haline gelmektedir. Bu laboratuvarda rekabet ve entegrasyon eş zamanlı olarak ilerlemekte; bölge, Avrasya jeopolitiğinin en dinamik kavşak noktalarından biri olma yolunda evrilmektedir.
#TBMM #koltuk #kirho #OyunsuzGelecekOlmaz #kavga #KademeİçinYasa #Anayasa #halkaarz #zergy #Özgür #Grok #gerel #DevrimÖzkan #CezadaAdaletİnfazdaEşitlik #BizŞampiyonOlacağız #SONDAKİKA #AliYerlikaya
Evet 291 Kişi
Hayır 10 Kişi