“Gülistan” isimli kitabı bilirsiniz. Şark klasiklerinden. Şeyh Sadi Şirazi’nin iki temel eserinden biridir; diğerinin adı ise “Bostan.”
Sadi Şirazi bu iki eserinde kendi döneminde yaşanan veya önceki dönemlerden zamanına kadar anlatılagelen olaylarla ilgili bilgelik dolu hikayeler aktarır biz okurlara.
Özellikle “Gülistan” adlı eserinde hikayeler arasına kısa beyitler serpiştirmiştir.
Olaylara ilişkin fikir ve düşüncelerini beyan babında, nasihat veren, yol gösteren hikayeler ve beyitlerdir bunlar.
Birçok konuşmacının, buradaki örneklerden yola çıkarak anlatımını zenginleştirdiğini, sıklıkla bu kitaplardan alıntı yaptığını görürüz.
Adeta günümüze ışık tutmaktadır yüzyıllar öncesinden miras kalan bu anlatılar.
***
Yeri gelmişken burada yazıya kısa bir ara verip siz değerli okurlarımıza bir kitap tanıtmak isterim.
Yetişkinlere yönelik verdiğim eğitimlerde yararlandığım ve çok desteğini gördüğüm bir eser: “Bilgelik Hikayeleri, Derleyen Cevdet Kılıç, İnsan Yayınları, İstanbul-2010”
Sevgili Cevdet Kılıç, özellikle şark klasikleri olmak üzere edebiyat dünyamızdan çok güzel derlemeler yapmış, biz okurların/kitapseverlerin istifadesine sunmuş.
Mutlaka okumalısınız, derim.
Hele de işi eğitim, öğretmenlik olan okurlarımızın sadece okumakla kalmayıp ders sonlarında sınıfla, grupla ayrılırken buradan bir hikâye okuyarak veda etmesini ısrarla tavsiye ederim.
Sonraki derste/buluşmada o hikâye üzerine öğrencilerle/katılımcılarla yapılacak sohbetin, değerlendirmenin büyük faydalarını gördüm uygulamalarımda.

Hatta güzel bir hatıram var bu durumla alakalı.
Yetişkin bir grupla yaptığımız beş günlük eğitimlerden biriydi. Her zamanki gibi gün sonunda grupla vedalaşırken küçük bir hikâye okumuştum “Bilgelik Hikayeleri” isimli kitaptan.
Ertesi sabah ilk derse başladığımızda sınıfımızdaki katılımcılardan biri;
“Hocam sizden şikayetçiyim, bu gece beni uyutmadınız!” dedi. 
“Hayır olur inşallah, yoksa bitişik odalarda mı kalıyoruz? Gerçekten o kadar sesli mi horluyorum?” diye sordum. 
Sınıfta bir kahkaha tufanı koptu, herkes neşelendi bu sözümden sonra.
“Hayır hocam öyle değil. Dün ders bitiminde bir hikâye okumuştunuz ya, oradaki kahramanı düşündüm gece boyu. Sonrasında kendi hayatım, yaşadıklarım geldi gözümün önüne. Ondan uyuyamadım.” dedi katılımcımız.
Gruptan bu cevabı duyan birkaç kişi daha ona destek oldu. Hikâyede anlatılan konunun kendilerini çok değişik düşüncelere gark ettiğini ifade ettiler;
“Sahi ya, hocam o hikâye neydi öyle? Bizi çok etkiledi.” dediler.

Eğitimin, özellikle de yetişkin eğitimin bir duygu eğitimi olduğuna inanıyorum. 
İnsanların gönlüne dokunan, onları derin düşüncelere sevk eden hikayelerin, yaşam örneklerinin, yaşanmış tecrübelerin aktarımının oldukça yararlı olduğunu gördüm/gözlemledim.
Aslında gönüle temas eden her şey insan için değerlidir. Yetişkin eğitiminde ise bu bambaşka bir etkiye sahip.
İnsanın kalbine giden yol bilinen ve inanılanın aksine mideden değil gönülden geçiyor bence. 
Bunun da tek yolu duygu dolu anlatımlar, örneklemeler, hikayeler...
***
Şimdi gelelim Şeyh Sadi Şirazi’nin anlatımına.
Okuduğum anlatımlarından birinde günümüz Türkiye’sine gönderilen çok güzel bir mesaj dikkatimi celbetti.
Sanki yüzyıllar öncesinden bugünü görmüş de öyle yazmış Sadi Şirazi. 
Hikâye şu şekilde:
Bilgelerden birtakım kimseler Kisra’nın huzurunda bir iş hakkında konuşuyorlardı. 
Onların en büyüğü olan Büzürcmihr ağzını açmıyordu.
Bilgeler Büzürcmihr’e; 
“Niçin sen de bu hususta fikrini söylemiyorsun?” dediler.
Büzürcmihr cevap verdi: 
“Vezirler tabipler gibidirler. Tabip ilacı ancak hastaya verir. Görüyorum ki, görüşleriniz pek doğrudur. Şu hâlde benim söylemem hakikate ters olur.”

[Bir iş benim müdahalem olmaksızın meydana geliyorsa, benim o iş hakkında söz söylemem doğru olmaz. Eğer görsem ki bir âmâ yolda gidiyor, önünde bir kuyu var, o zaman susarsam günah işlemiş olurum.]

Bu satırları okuyunca dinlediği her olay, her söylem, her anlatım sonucunda mutlaka bir şey söylemesi gerektiğini düşünen ve hemen karşısındaki insana akıl vermeye çalışan patavatsızlar geldi aklıma.
Birisi ile bir şey paylaşılmışsa, muhataba bir yaşanmışlık anlatılmışsa, bu akıl almak, nasihat dinlemek için olmamıştır. 
Nasihate, tavsiyeye ihtiyacı olan bunu açıkça söyler. 
“… konu hakkında senin görüşün nedir?” veya “… hakkında ne düşünüyorsun?” denildiği zaman irad edilmesi gereken bir cümledir karşısındakine yönelik kurulacak nasihat/tavsiye cümleleri.
Nasihat, nasihat için hazır olana verilmelidir.

Bizimle her konuşanı sanki nasihate muhtaç birisiymiş, biz ona öğüt vermezsek, akıl vermezsek eksik kalacakmış gibi düşünmemiz sadece bizim eksikliğimizi ortaya koyar.

Bir ortamda veya bir yerlerde tanıdığınız tanımadığımız birilerine başınızdan geçen herhangi bir olayı anlattığınızda hemen akabinde şu cümleleri duyarsınız çoğunlukla.
“Ona şöyle şöyle deseydin ya!”
“Neden … diyerek ağzının payını vermedin?”
“… demek aklına gelmedi mi?”
“…”
“…”
Bu örnekleri çoğaltacak hatıralarınız azımsanamayacak kadar çoktur eminim. 
Bundan hem de adım gibi eminim.
Benim öyle çünkü…

Sırf bu yüzden çok yakinen tanımadığım (veya aksine bu özelliklerini çok iyi bildiğim) insanlarla muhabbet edemiyorum.
Çünkü hiç de ihtiyacım veya talebim yokken kimseden nasihat/tavsiye dinlemek istemiyorum. 
Danışmanlık hizmeti almak istersem, o ihtiyacıma yönelik cümleleri sağlıklı bir şekilde kurabilecek yaştayım.
Herhangi bir taleple yaklaşmadığım hiç kimsenin de bana nasihat vermeye, tavsiyede bulunmaya hakkı yoktur diye düşünüyorum.
Bilmem yanılıyor muyum?

Hani demişler ya, “Fazla tevazuun sonu orta düzey insanlardan akıl dinlemektir,” diye.
Bu olay aynen da öyle. 
Sadi Şirazi’nin örneğinde olduğu gibi kişi kendini ve haddini bilse, öyle ulu orta her yerde konuşmaması, her önüne çıkana akıl vermemesi gerektiğini de bilir.
Nerede o kendini bilen insanlar!

Büyük ozanımız Yunus Emre ne güzel özetlemiş:
“İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Bu nice okumaktır.”

İnsanımız her şeyi biliyor da bir tek kendini bilmiyor.
Kendini bilmeyince doğal olarak haddini de bilmiyor.
“İslam’ın şartı beş; altıncısı haddi bilmek.” sözünü söyleyenler ne de güzel söylemişler.

Rabbim sizleri had/hudud/sınır bilen güzel insanlarla karşılaştırsın.
Sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ömür dileklerimizle efendim.


#Alpaslan Demir
İstanbul – 30.01.2026
alpaslandemi@gmail.com


HADDİNİ BİLMEK

......

Araştırmacı Yazar-Alpaslan DEMİR

29.01.2026 23:39:00

Traktör Şazi'nin maçları TRT'de yayınlansın mı?


Evet 288 Kişi
% 96,96
Hayır 9 Kişi
% 3,03

Sorun Giderildi; Fenerbahçe dev transferi resmen açıkladı! En Nesyri gitti, Kante geldi

FENERBAHÇE YIKILMAZ ÖĞRENEMEDİN Mİ KRUNİC?

Rza Zunuzi - "Etnik hakaretler devam ederse, takımın oynamasına izin vermeyeceğiz"

Fenerbahçe Arsavev, 10'da 10'la Zirveye Göz Kırptı.

Arda Turanlı Shakhtar zirveye koşuyor: Dinamo Kiev’i 3-1 yendi

Fenerbahçeli basketbolcu sözleşmesini tek taraflı feshetti: Kulüp yasal süreci başlattı

Sadettin Saran Üç Yıldıza “Güle Güle” Demeye Hazırlanıyor

A Milliler sahneye çıkıyor: 2026 Dünya Kupası yolunda kritik üç sınavın tarih ve saatleri açıklandı

Türkiye, İsrail’i 10-3 mağlup ederek Avrupa Şampiyonu oldu

Fenerbahçe’de Ederson Şoku! Oynayamazsa 3. Kaleci Tarık Çetin Kaleyi Koruyacak

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 20 15 1 4 33 49
2.FENERBAHÇE A.Ş. 20 13 0 7 28 46
3.TRABZONSPOR A.Ş. 20 12 2 6 15 42
4.GÖZTEPE A.Ş. 20 11 3 6 15 39
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 20 10 4 6 10 36
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 20 8 6 6 13 30
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 20 7 4 9 3 30
8.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 20 6 7 7 -7 25
9.KOCAELİSPOR 20 6 8 6 -5 24
10.CORENDON ALANYASPOR 20 4 6 10 -2 22
11.GENÇLERBİRLİĞİ 20 6 10 4 -3 22
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 20 4 8 8 -6 20
13.HESAP.COM ANTALYASPOR 20 5 10 5 -14 20
14.TÜMOSAN KONYASPOR 20 4 9 7 -9 19
15.İKAS EYÜPSPOR 20 4 10 6 -12 18
16.KASIMPAŞA A.Ş. 20 3 10 7 -12 16
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 20 2 9 9 -25 15
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 20 2 15 3 -22 9

YAZARLAR