ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in 10 Şubat 2026'da Bakü'ye gerçekleştirdiği ziyaret, Güney Kafkasya’nın orta ve uzun vadeli stratejik yörüngesini formüle eden kritik bir eşiği temsil etmektedir. Bu ziyaret, Washington’ın bölgeyi ideolojik "demokrasi ihracı" paradigmasından çıkarıp, doğrudan ekonomik rasyonalite ve stratejik denetime dayanan bir "jeo-ekonomik realizm" zeminine taşıma çabasına işaret etmektedir.
1. "Barışın Altyapısı": Şartlı Olarak TRIPP Olarak Adlandırılan Model
Vance’in Bakü ve Erivan temaslarının merkezinde yer alan ve Washington tarafından TRIPP (Trump Route for International Peace and Prosperity) olarak markalanan koridor konsepti, bölgedeki geleneksel statükonun dönüşümüne odaklanmaktadır.
Analitik Bakış: Bu projeyi sadece bir lojistik hattı değil, yeni bir "güvenlik mimarisi" olarak okumak gerekir. ABD, bu güzergah vasıtasıyla Azerbaycan’ın lojistik taleplerini Ermenistan’ın egemenlik çerçevesiyle uzlaştırmayı hedeflemektedir.
Stratejik Risk: Ancak bu modelin başarısı, tarafların karşılıklı güveninden ziyade, Washington’ın taahhüt ettiği yatırım paketinin reel icra hızına ve bölgesel güçlerin direnç kapasitesine bağlıdır.
2. Güvenlik Mimarisi ve Enerji Diversifikasyonu
Ermenistan ile imzalanan "Sivil Nükleer İşbirliği" anlaşması, Moskova’nın Erivan üzerindeki en kritik manivelalarından biri olan enerji monopolünü hedef almaktadır.
Analiz: ABD’nin modüler reaktör teknolojisini bölgeye ihraç etmesi, Ermenistan’ın Rus enerji sisteminden kademeli kopuşunun ve güvenlik arşitekturasının çeşitlendirilmesinin ilk aşamasıdır.
Hibrit Tepki: Moskova’nın buna cevabı sadece diplomatik düzlemde kalmayacaktır; enerji fiyatlandırma mekanizmaları ve proksi-ekonomik araçlar vasıtasıyla "hibrit bir baskı" dalgasının devreye girmesi beklenen bir senaryodur.
3. Korporativ Diplomasi: Siyasi İradenin İqtisadi Katalizörleri
Söz konusu ziyarette ExxonMobil, Meta ve Apple gibi devlerin temsilcilerinin yer alması, korporatif maraqların ABD’nin dış politika karar alma sürecine olan etkisinin somut bir göstergesidir.
Yorum: Bu durum, Washington’ın bölgeye artık bir "yardım nesnesi" değil, yüksek getirili bir "yatırım platformu" olarak baktığını teyit etmektedir. Özellikle teknoloji devlerinin dijital altyapı projelerindeki aktifliği, bölgenin ABD eksenli bir teknoloji etki alanına dönüşme potansiyelini artırmaktadır.
4. Avrasya Ölçekli Direnç: İran ve Çin Faktörü
Vance’in ziyareti ve TRIPP projesi, Tahran’ı jeopolitik bir "bypass" riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır:
İran’ın Cevabı: Tahran, "Şimal-Cənub" (Kuzey-Güney) koridoru üzerinden Rusya ve Çin ile bağlarını derinleştirerek, ABD’nin bu hamlesine karşı "Avrasya eksenli" bir blok oluşturmaya çalışacaktır. Bu da Kafkasya’nın, Batı merkezli rotalar ile Doğu merkezli lojistik ağlar arasında bir çarpışma noktasına dönüşmesine neden olmaktadır.
Projeksiyon: Jeo-ekonomik Platforma Geçiş
J.D. Vance’in Kafkasya turu, bölgedeki geleneksel nüfuz alanlarının parçalanmaya başladığının en net başlangıç sinyalidir.
Azerbaycan için bu süreç, teknoloji merkeziyle entegrasyon ve yeni stratejik güvenceler anlamına gelmektedir.
Ermenistan için güvenlik mimarisinin diversifikasyonu yolunda en riskli, ancak belirleyici adımdır.
Türkiye bu denklemde sadece bir lojistik hub değil, ABD’nin bölgedeki ana moderatörü olarak konumunu pekiştirmektedir.
Sonuç: Güney Kafkasya artık sadece bir güvenlik tamponu değil; küresel güçlerin çarpıştığı rekabetçi bir jeo-ekonomik platformdur.
#TBMM #koltuk #kirho #OyunsuzGelecekOlmaz #kavga #KademeİçinYasa #Anayasa #halkaarz #zergy #Özgür #Grok #gerel #DevrimÖzkan #CezadaAdaletİnfazdaEşitlik #BizŞampiyonOlacağız #SONDAKİKA #AliYerlikaya
Evet 291 Kişi
Hayır 10 Kişi